KENDİN OL!

Bu boyutta (yani üçüncü boyutta) insan olarak varlığımızı sürdürüyoruz. Tüm tanımlamalarla ve tanımsızlıklarla bir deneyim yaşıyoruz. Hepimiz ayrı bedenlerde, ayrı ruhlara sahip olsak da (en azından öyle görünsek de) aslında biriz. Bu bütünlüğü kabul etmeyenler zaten belli oluyor. ‘Ben’ duygusu yüksek olanlar, egolarının dengesizliğiyle kendilerini yüksek görebiliyorlar. Evet tabiki herkes kendisi olsun ama başkasının hakkını yemeden ve başkasını küçük görmeden. Ego konusu bambaşka bir yazı konusu olduğundan onu sonraya saklayalım. Özetle herkes bir şeyler biliyor ama kimse bir şey bilmiyor :)

Kendin ol derken ne kastediliyor? Çevremdekilerle konuşurken öyle kapılar açılıyor ve öyle farkındalıklar oluşuyor ki bir keresinde gelen bilgi şuydu: ‘Kendin ol çünkü kendin olursan zaten yeterince özgün olursun. Milyarlarca insan var, kimseye benzemeye çalışmadan, ailenden gelen huyu suyu almadan ya da onlardan arınıp kendin olursan zaten YETERİNCE özgün olursun.’

Burada iki konuya değinmek istiyorum. Hem çevreden hem de aileden aldığımız bazı bilgiler var. Bunların çoğundan nasıl arınabileceğimi Access Bars ile öğrendim. İlk seanstan sonra olanlara inanamayıp çıkan bilgileri teyit etmek için annemi aradım. Etkilerini anladıktan sonra hemen eğitimini almaya niyet ettim ve o gün içerisinde yaptığım satışlar sayesinde eğitim param elimde birikti, ilerleyen haftalarda da eğitimimi aldım. Başka birçok yöntem var. Hep diyorum ya size en iyi ne geliyorsa onu yapın. Kimi reiki seansı alıyor kimi resim yapıyor. Meditasyon yaparak gelinen bilinçleri görseniz vov dersiniz. Bir gün nasıl yogaya başladığımı ve eskiden ne kadar agresif ama içimde sevecen biri olduğumu da anlatacağım. Bazı arkadaşlarım Eski Sinem ve Yeni Sinem olarak tanımlıyorlar beni :) Her şey değişebilir. Her şey mümkün! Siz yeter ki kendiniz olmaya niyet edin.

Niyetle kapılar aralanır, atacağınız bir adımla yeni bir yola girersiniz. Size ‘kendiniz olmanız için şunu yapın…’ demeyeceğim. O benim işim değil. Tamamen sizin yapabileceğiniz bir şey. Önce istemek, niyet etmek sonra olması için adımlar atmak.

Burada birbirimize ne kadar iyi bakarsak o kadar yaşanabilir alanlarımız olur. Kimsenin güneye kaçması gerekmez. Kimsenin kendini duvarlar arasına kapatıp sosyal yaşama kapatması gerekmez. En çok depresyonla ve anksiyeteyle mücadele ettiğini söyleyen insanlarla karşılaştım son yıllarda. Temelinde nedir depresyon ya da anksiyete? Yaşamayan bilemez diyoruz ama aslında baktığınızda rol yapmayı seçmeyip, rol yapanlara tahammülsüzlükten geliyor. İkili ilişkilerde alınan yaralar, özgüven eksikliği ve öz sevgi eksikliği de eşlik eder buna. Hepsi bir araya geldi mi zaten tatsız bir durum söz konusu.

Bu durumlar hastalık değil. Lütfen düzensiz akan her enerjiyi ‘hastalık’ diye adlandırmayın. Görmeniz gereken bir şeyler var ve ruhunuz size haykırıyor. Bedeninizde ağrılar olunca bedeniniz sizinle konuşuyor.Her nerede düzensizlik varsa bir durup dinleyin. İçeride bir şeyler size ‘kendine gel’ diyor. Neredesin canım okur? Burada mısın gerçekten? Bulunduğun yerden memnun musun? Seviyor musun olduğun yeri? Köklerin ne kadar kuvvetli? Yeni seneye girmeden bu sorulara dürüstçe cevap vermen yeni farkındalıklar katabilir sana. Kendine alan aç ve izin ver aksın şifa.

Unutma, kimse kimseden üstün değil. Ne sorun varsa kendine sor. Yüksek bilincin senin için en doğrusunu zaten biliyor. Canın ne istiyor? Sor ve bırak cevap aksın. Kendin ol ve bunun tadına var. İyi ki buradasın!

11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yoga; tüm bildiklerinin çok da bilmekle alakalı olmadığını anladığın an başlar. Nasıl mı? Sanıldığının aksine, yoga sadece dışarıdan bakıldığında zor gibi görünen hareketlerin yapıldığı bir spor ya da